e-ISSN: 3023-5979
Yayın Aralığı: Yılda 2 Sayı
Başlangıç: 2023
Yayıncı: Akademik Araştırmalar Derneği

Deneme Şartıyla Satış: İslâm ve Beşerî Hukuk Perspektifinden Bir Analiz
البیع بشرط التجربة: تحليل من منظور الفقه الإسلامي والقانون الوضعي دراسة مقارنة

Deneme Şartıyla Satış: İslâm ve Beşerî Hukuk Perspektifinden Bir Analiz
البیع بشرط التجربة: تحليل من منظور الفقه الإسلامي والقانون الوضعي دراسة مقارنة

Makale Yan Taraf

Hamza Qwaider
İstanbul Üniversitesi, İslam Tetkikleri Enstitüsü

Özet

Günümüzde insanlar arasında güven duygusunun ciddi ölçüde zayıfladığı söylenebilir. Bu durum, bey‘ sözleşmelerinde alıcıların satın alacakları mal ve eşya ile ilgili daha fazla bilgi talep etmelerine yol açmaktadır. Alıcılar, sözleşmeye konu olan malın nitelik ve kalitesini bizzat deneyimlemek istemekte ve bu değerlendirme sonucunda sözleşmeyi tamamlamayı tercih etmektedirler. Dolayısıyla, şartlı satış türlerinden biri olan ‘‘deneme şartıyla satış’’ uygulamasına duyulan ihtiyaç artış göstermektedir. Bu bağlamda makalede, deneme şartıyla bey‘ akdi çerçevesinde sözleşme tarafları arasında, malın sağlamlığı ve kalite düzeyine ilişkin ortaya çıkan güven sorunları ele alınmakta ve bu soruna ilişkin fıkhî çözüm yolları çağdaş hukuk sistemleriyle de mukayese edilerek tartışılmaktadır.

Satım akitlerinde asıl olan, malın her türlü kusur, eksiklik ve arızadan uzak olmasıdır. Bu nedenle alıcı, bir mal satın alırken, deneme şartıyla bizzat test etme hakkına sahiptir. Bu hak, sözleşme konusu malın niteliğine uygun olarak örf ve adetler çerçevesinde güvence altına alınmıştır. Alıcı denemeyi gerçekleştirdiğinde ve malın ayıplı veya ihtiyaçlarına uygun olmadığını tespit ederse, sözleşmeyi onaylama ya da malı iade ederek sözleşmeden vazgeçme hakkına sahiptir.

Satım akdinde asıl olan, akdin hüküm ve sonuçlarının hemen oluşmasıdır. Bununla birlikte, taraflardan her ikisinin veya yalnızca birinin yararını gözeten bazı kayıt ve şartların akde dâhil edilmesi mümkündür. Bu tür kayıtlar, satım akdini asli mahiyetinden, yani malın derhâl teslimi ve bedelin anında ifası şeklindeki yapısından çıkararak ona farklı bir hukukî vasıf kazandırmaktadır. Bu tür akitlere örnek olarak, şart muhayyerliği çerçevesinde gerçekleştirilen “deneme şartıyla satış” zikredilebilir. Deneme şartıyla satış, alıcının malı nihai olarak satın almadan önce inceleme ve test etme hakkını saklı tuttuğu bir ticari satış türüdür. Bu hak, ya malın amaca elverişliliğini doğrulama için kullanılır ki bu durumda, mal amaçlanan görevi sağlıyorsa, alıcının kişisel tercihleri dikkate alınmaz ve sırf kendi ihtiyacına uygun olmaması gerekçesiyle malı reddetme hakkına sahip değildir. Ya da söz konusu hak, alıcının kişisel ihtiyaçlarına uygunluğunu belirlemek için kullanılabilir. Bu durumda, alıcının takdiri ve iradesi belirleyici olur.

Makalede, deneme şartının satış sözleşmesine etkisi, malın sağlamlığı ve alıcının malın kendisine uygunluğunun uzmanlarca tespiti gibi meseleler ele alınan başlıca meselelerdir. Tümevarımsal, analitik ve karşılaştırmalı yöntemler kullanılarak yapılan çalışmada, bu satış türünün caiz olduğu ve tarafların menfaatini sağladığı sonucuna varılmıştır. Şarta bağlı satış olarak değerlendirilen bu akit türü, islâm hukuku ile modern hukuk sistemleri arasında bazı farklılıklar göstermektedir.           

Araştırma ve inceleme sürecinde, deneme şartıyla satış konusu ile ilgili bazı çalışmalar tespit edilmiştir. Hüsni Câdü'r-Rab ‘‘Tecrübetü'l-mebî‘ ve Eseruha alâ İltizâmâti't-tarafeyn fî Akdi'l-bey‘: Dirâse Mukârene fi'l-Fıkhi'l-İslâmî ve'l-Kanûni'l-Vaz‘î’’, başlıklı çalışmasında, söz konusu satışın mahiyeti ve tarihsel gelişimini ele alınmakta, deneme şartının alıcı ile satıcı yükümlülüklerine etkisini fıkhî ve hukukî açıdan karşılaştırmalı bir şekilde analiz etmektedir. Rehma Al-hayyalî ‘‘el-Bey‘ bi-şartı Tecrübe fi'l-Kânuni'l-Medenî el-Ürdünî’’ adlı yüksek lisans tezinde, bu satışın kavramsal tanımını, hukukî niteliklerini ve Ürdün Medeni Hukukundaki yükümlülüklerini Mısır ve Irak hukuku ile karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. Türkçe olarak da O. Gökhan Antalya tarafından hazırlanan ‘‘Türk İsviçre ve Alman Hukuklarında Tecrübe veya Muayene Şartıyla Satım’’ adlı doktora tezinde, bu alış-veriş türünün tarihsel gelişimine, temel meselelerine ve diğer satış türleriyle ilişkisine değinilmektedir. Ayrıca, deneme süresinde alıcının malı kabulü veya reddiyle alakalı hükümler incelemektedir. Bu makalenin özgün yönü, deneme şartıyla satışa ilişkin meselelere daha geniş bir perspektiften yaklaşması; sözleşmenin nitelikleri, hükümleri ve sonuçları üzerinde karşılaştırmalı bir analiz sunmasıdır.

Satım akdinde tecrübe muhayyerliğinin meşruiyetine dair sahih rivayetlerden birçok delil bulunmaktadır. Ayrıca, bu tür işlemlere olan ihtiyaç, alıcının zarar görmesini önlemek ve taraflar arasında ihtilafları engellemek açısından önem arz etmektedir. Deneme şartıyla satış, İslam hukukundaki şart muhayyerliğine ait genel hükümlere uygunluk arz etmektedir. Dolayısıyla akdin geçerliliğini bozmaz ve taraflardan birinin menfaatini korur. Deneyimsiz bir alıcı, belirli bir malı satın alırken satıcının aldatma ve hile girişimlerine karşı korunur. Ayrıca malın niteliği, yeterliliği ve alıcının kişisel ihtiyaçlarına uygunluğu test edilebilir.

Klasik fıkıh kaynaklarında deneme sürecinin sınırlarının belirlenmesine büyük önem vermiştir. Sürenin belirli olması gerektiği hususunda ulema arasında ittifak bulunmaktadır; aksi hâlde belirsizlik ihtilafa yol açabilir. Sürenin azami sınırı konusunda görüş ayrılıkları vardır: Hanefîlerin çoğu ve Şafiîler bunu sahih hadisler ışığında üç günle sınırlamıştır; Hanbelîler, bazı Şafiîler ve Hanefîlerden Ebû Yûsuf ile Muhammed ise sürenin tarafların anlaşmasına bırakılabileceğini kabul etmiştir. Malikîler ise süreyi malın niteliğine bağlamış, hayvanlar için bir gün, gayrimenkuller için bir ay öngörmüştür. Bu araştırmada, esneklik ve farklı mallara uyum sağlaması nedeniyle Malikîlerin görüşü tercih edilmiştir.

Deneme şartıyla satışın hukukî nitelendirmesi konusunda da farklı görüşler vardır. Bir kısım âlimler ve hukukçular bunu geciktirici şarta bağlı bir akit olarak değerlendirmiş, yani ‘‘satış ancak alıcının denemesi sonrasındaki onayıyla kesinleşir’’ görüşüne sahip olmuşlardır. Diğerleri ise bunu bozucu şart kapsamında görmüş; buna göre satış baştan geçerli olup, alıcı reddederse feshedilir. Azınlıkta kalan bazıları ise bunun sadece bir satış vaadi olduğunu ileri sürmüşlerse de bu görüş, akitte taraflara karşılıklı borç ve yükümlülük doğurduğu için zayıf kabul edilmiştir. Arap medeni kanunlarının çoğu (Mısır, Lübnan, Suriye, Irak vb.) genellikle ilk iki yorumu benimsemiştir. Âlimler, deneme şartıyla satışın caiz olduğunda ittifak etmişlerdir; çünkü bu, şart muhayyerliğin kapsamına girmekte ve alıcının, satın alma işlemini tamamlamadan önce malın uygunluğunu ve sağlamlığını teyit etmesine imkân vermektedir. Nevevî, bu tür satışın caiz olduğuna dair icmâ‘ı nakletmiştir.

Deneme şartının hukuki açıdan geçerli olabilmesi için, akit esnasında malın denenmesi şart koşulmalıdır. Satıcı bunu kabul ettiği takdirde, alıcının malı belirlenen süre içinde denemesine imkân tanımalıdır. Bu süreçte alıcı, malın sağlamlığını ve satın alma amacına uygunluğunu kontrol eder. Buna karşılık alıcı, deneme sınırlarını aşmamakla yükümlüdür; aksi hâlde satıcıya zarar verir. Deneme işlemi alıcı tarafından bizzat veya onun vekili tarafından yapılabilir. Alıcının, belirlenen süre içinde satıcıya satışın kabul veya reddini bildirmesi gerekir. Eğer bu süre içinde sessiz kalırsa ve malı deneme imkânına sahip olduğu hâlde denemeksizin susarsa, bu sessizlik kabul anlamına gelir. Deneme sürecinde alıcı, malı sadece denemeye yetecek ölçüde kullanabilir. Bunun ötesine geçen her türlü kullanım -örneğin kişisel ihtiyaç için faydalanma, devretme, kiralama, rehin verme veya malda değişiklik yapma- deneme hakkını geçersiz kılar ve satış kesinleşir. Bu durumda alıcı, mala gelecek her türlü zarardan tamamen sorumlu olur. Bu hüküm, İslâm mezhepleri arasında ittifakla kabul edilmiştir.

Makale Detayları